YENİ TİP KORONAVİRÜS (COVİD-19) SEBEBİYLE FAHİŞ FİYAT ARTIŞI VE STOKÇULUK
Çin’de başlayan ve kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs (Covid-19) vakalarının ülkemizde de görülmeye başlamasıyla özellikle dezenfektan, eldiven, maske, kolonya, temel gıda ve temizlik malzemelerinin fiyatlarında ani bir artış yaşandı. Müşterilerin bu ürünleri almak zorunda kalacağını bilen bazı satıcılar, ürünlerini fahiş fiyatlara satarak krizi fırsata çevirmek istediler. Bu fiyat artışları, domino taşı gibi birbirini izleyerek piyasanın dengesini bozdu ve diğer satıcıların da zarar etmemek bahanesiyle ürünlerinin fiyatlarını artırmalarına yol açtı. Ayrıca virüsün yayılım hızının gitgide artması ve özellikle İtalya, İspanya gibi ülkelerin virüsle mücadelede yaşadıkları zorluklar, vatandaşlarımızda panik ve endişeye neden olarak vatandaşların stokçuluğa yönelmesine sebep oldu. Zar zor geçinebilen, evine ekmek götürme telaşında olan dar gelirli tüketici bir yandan geçim derdiyle uğraşırken diğer yandan da normalde satın alabileceği ürünleri fahiş fiyat artışı ve stokçuluk sebebiyle alamaz oldu. Peki bu ani, kötüniyetli fahiş fiyat artışı ve stokçuluğa karşı tüketici veya aynı sektördeki diğer satıcıların başvurabileceği hukuki bir yol var mı? Devletin bu konu hakkındaki mevcut tutumu ve çalışmaları nelerdir?
Fahiş fiyat artışlarına
karşı tüketiciyi korumaya yönelik 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında
Kanun’un 62. Maddesinde “Haksız ticari uygulamalar” başlığı altında düzenleme
mevcuttur. Anılan kanun hükmüne göre; bir ticari uygulamanın mesleki
özenin gereklerine uymaması ve ulaştığı ortalama tüketicinin ya da yöneldiği
grubun ortalama üyesinin mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini
önemli ölçüde bozması veya önemli ölçüde bozma ihtimalinin olması durumunda haksız
olduğu kabul edilir. Özellikle aldatıcı veya saldırgan nitelikte olan
uygulamalar ile yönetmelik ekinde yer alan uygulamalar haksız ticari
uygulama olarak kabul edilir. Tüketiciye yönelik haksız ticari
uygulamalar yasaktır. Ticari uygulamanın haksız olduğunun iddia edilmesi
hâlinde, ticari uygulamada bulunan, bu uygulamasının haksız ticari uygulama
olmadığını ispatla yükümlüdür.
Mal ve hizmet
piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve
uygulamaları ve piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye
kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak
rekabetin korunmasını sağlamak amacıyla çıkarılan 4054 Sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 4.maddesi gereğince ; belirli bir
mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme,
bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut
doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve
teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.
Bu kapsamda mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı
oluşturan maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının
tespit edilmesi; mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü
piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü; mal veya
hizmetin arz ya da talep miktarının kontrolü veya bunların piyasa dışında
belirlenmesi; rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması,
kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da
diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin
engellenmesi; münhasır bayilik hariç olmak üzere, eşit hak, yükümlülük ve
edimler için eşit durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması; anlaşmanın
niteliği veya ticari teamüllere aykırı olarak, bir mal veya hizmet ile birlikte
diğer mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu kılınması veya aracı teşebbüs
durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın ya da hizmetin diğer bir mal veya
hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da arz edilen bir
mal veya hizmetin tekrar arzına ilişkin şartların ileri sürülmesi yasaktır.
Ayrıca 4054 Sayılı
Kanunun 6.maddesi gereğince bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde
ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu tek başına
yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye
kullanması hukuka aykırı ve yasaktır. Ticari faaliyet alanına başka bir
teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı olarak engel olunması ya da
rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler;
eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı
şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayırımcılık yapılması; bir
mal veya hizmetle birlikte, diğer mal veya hizmetin satın alınmasını veya aracı
teşebbüsler durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın veya hizmetin, diğer
bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da satın
alınan bir malın belirli bir fiyatın altında satılmaması gibi tekrar satış
halinde alım satım şartlarına ilişkin sınırlamalar getirilmesi; belirli bir
piyasadaki hakimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticari
avantajlardan yararlanarak başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet
koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler ve tüketicinin zararına olarak
üretimin, pazarlamanın ya da teknik gelişmenin kısıtlanması hakkın kötüye
kullanılmasına örnek oluşturup hukuka aykırı ve yasaktır.
5237 Sayılı Türk Ceza
Kanunu’nun “Fiyatları etkileme” başlıklı 237.maddesinde “İşçi
ücretlerinin veya besin veya malların değerlerinin artıp eksilmesi sonucunu
doğurabilecek bir şekilde ve bu maksatla yalan haber veya havadis yayan veya
sair hileli yollara başvuran kimseye üç aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para
cezası verilir. Fiil sonucu besin veya malların değerleri veya işçi ücretleri
artıp eksildiği takdirde ceza üçte biri oranında artırılır. Fail, ruhsatlı
simsar veya borsa tellalı ise ceza ayrıca sekizde bir oranında artırılır.”
ifadesiyle fahiş fiyat artışlarının TCK kapsamında suç oluşturduğu ve cezai
yaptırıma tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Yine 5237 S. TCK’nin Kamuya
gerekli şeylerin yokluğuna neden olma başlıklı 238.maddesinde “Taahhüt
ettiği işi yerine getirmeyerek, kamu kurum ve kuruluşları veya kamu hizmeti
veya genel bir felaketin önlenmesi için zorunlu eşya veya besinlerin ortadan
kalkmasına veya önemli ölçüde azalmasına neden olan kimseye bir yıldan üç yıla
kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası verilir.” ifadesiyle stokçuluğun
da cezai yaptırımı olduğu düzenlenmiştir.
Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun MADDE 63/1’de ticari reklamlarda uyulması gereken
ilkeleri belirleme ve haksız ticari uygulamalara karşı tüketiciyi korumaya
yönelik düzenlemeleri yapma, bu hususlar çerçevesinde inceleme ve
gerektiğinde denetim yapma, inceleme ve denetim sonucuna göre durdurma
veya aynı yöntemle düzeltme veya idari para cezası veya gerekli görülen
hâllerde de üç aya kadar tedbiren durdurma cezası verme hususlarında görevli
bir Reklam Kurulu oluşturulacağı hükme bağlanmıştır.
25.03.2020 tarihli 295 Sayılı Reklam Kurulu Toplantısı’nda 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 62’nci maddesinde haksız ticari uygulamalar şu şekilde tanımlanmıştır: Bir ticari uygulamanın; mesleki özenin gereklerine uymaması ve ulaştığı ortalama tüketicinin ya da yöneldiği grubun ortalama üyesinin mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozması veya önemli ölçüde bozma ihtimalinin olması durumunda haksız olduğu kabul edilir. Özellikle aldatıcı veya saldırgan nitelikte olan uygulamalar ile yönetmelik ekinde yer alan uygulamalar haksız ticari uygulama olarak kabul edilir. Tüketiciye yönelik haksız ticari uygulamalar yasaktır.
Toplantıda ayrıca bir ticari uygulamanın
haksız olarak nitelendirilebilmesi için bu uygulamanın, mesleki özeninin
gereklerine uymama ve tüketicinin ekonomik davranış biçimini bozacak bir etkide
bulunma şeklindeki iki unsuru bir arada taşıması gerektiği belirtilmiştir.
Mesleki özene aykırı eylemler ise haksız rekabete yol açan, tüketicilerin bilgi
ve tecrübe eksikliklerinden faydalanmaya çalışan, tüketicileri özellikle satın
alacakları malların niteliği ve değeri konusunda yanıltan uygulamalar olarak
açıklanmıştır. Malların fiyatlarının etkilenmesi suretiyle tüketicilerin
ekonomik davranışlarını bozucu eylemlerin
Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinin Haksız Ticari
Uygulama Olarak Kabul Edilen Örnek Uygulamalar başlıklı ekinin 19 uncu
maddesinde “Girdi maliyeti ve döviz kuru artışı gibi
fiyat değişimlerinden etkilenmemesine rağmen bu durumlardan etkileniyormuş gibi
hareket ederek tüketiciye sunulan mal veya hizmetin satış fiyatında haklı bir
gerekçe olmaksızın artış yapmak.” şeklinde açıklandığı belirtilerek COVID-19
salgını ile birlikte kamuoyunun dikkatinin virüs ve etkileri üzerinde
yoğunlaştığı göz önüne alındığında tüketicilerin salgın ile bireysel mücadele
kaygısıyla gerek maske, kolonya ve dezenfektan gibi temel ihtiyaç haline gelen
tıbbi malzemelere gerekse gıda maddelerine yönelik yoğun bir şekilde talep
göstermeleri doğal bir tepki halini aldığını, gösterilen bu talebe karşılık
olarak kimi satıcıların fiyatları maliyetlerin ötesinde arttırma yoluna
gitmeleri ve bu şekilde arz yönünde rakiplerinin makul fiyatlar ile mal
edinmesi ve edindikleri bu malları tüketicilere piyasanın normal işleyişi
içerisinde sunmalarını engellediği açıklanmıştır. Bu faaliyetlerin,
tüketicilerin özellikle gelirleri ve ileriye dönük harcama beklentileri
üzerinde bir baskının bulunduğu bu gibi durumlarda rasyonel bir biçimde
fiyatların oluşmasına katkıda bulunmalarının önüne geçtiği açıklanmıştır.
Reklam Kurulu’nun 25.03.2020 tarih
ve 295 sayılı toplantısında tüketiciler
nezdinde anılan ürünlere aşırı talep olması dolayısıyla ürün fiyatlarının
yükseldiği dolayısıyla gelecekte temel ihtiyaç haline gelen bu ürünlerin
temininin zor ya da aşırı pahalı olabileceği şeklinde intiba uyandırılarak gerek
arz zinciri güvenliğini gerekse fiyatlarını olumsuz bir biçimde
etkileyecek piyasa bozucu uygulamalarda bulundukları gerekçesiyle, yapılan
görüşmeler neticesinde fahiş fiyat artışı yaptığı tespit edilen firma ve şahısların mesleki özenin gereklerine aykırı olarak
COVID-19 salgınının tüketiciler nezdinde yarattığı olumsuz etkiden faydalanmak
suretiyle maske, dezenfektan, kolonya, ıslak mendil ve gıda fiyatlarını
piyasa mekanizmasının normal işleyişi dışında ve tüketicinin satın alma
davranışını olumsuz etkileyecek şekilde arttırmasının 6502 sayılı Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun'un; 61 ve 62 inci maddeleri,Ticari Reklam ve Haksız Ticari UygulamalarYönetmeliği’ne aykırı olduğuna ve bu
firma ve şahıslara idari para ve anılan reklamları durdurma cezaları
verilmesine karar verilmiştir.
17 Nisan 2020 tarihinde
Resmî Gazete ’de yayımlanan 7244 Sayılı Yeni Koronavirüs (Covıd-19)
Salgınının Ekonomik Ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun İle
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 14.
Maddesiyle Fahiş fiyat artışı ve stokçuluğun önüne geçilebilmesi için 6585
Sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a yeni eklemeler
yapıldı. Üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler
tarafından bir mal veya hizmetin satış fiyatında fahiş artış yapılamayacağı; üretici,
tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından piyasada darlık yaratıcı, piyasa
dengesini ve serbest rekabeti bozucu faaliyetler ile tüketicinin mallara
ulaşmasını engelleyici faaliyetlerde bulunulamayacağı ve bu işletmelerin fahiş
fiyat artışı ve stokçuluk uygulamalarına yönelik düzenlemeler yapmak,
gerektiğinde denetim ve incelemelerde bulunarak idari para cezası uygulamak ve
her türlü tedbiri almak amacıyla Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu oluşturulacağı
düzenlendi.
Av. Sümeyye Apaydın


