YENİ TİP KORONAVİRÜS (COVİD-19) SEBEBİYLE FAHİŞ FİYAT ARTIŞI VE STOKÇULUK

  • 2020-05-16


Çin’de başlayan ve kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs (Covid-19) vakalarının ülkemizde de görülmeye başlamasıyla özellikle dezenfektan, eldiven, maske, kolonya, temel gıda ve temizlik malzemelerinin fiyatlarında ani bir artış yaşandı. Müşterilerin bu ürünleri almak zorunda kalacağını bilen bazı satıcılar, ürünlerini fahiş fiyatlara satarak krizi fırsata çevirmek istediler. Bu fiyat artışları, domino taşı gibi birbirini izleyerek piyasanın dengesini bozdu ve diğer satıcıların da zarar etmemek bahanesiyle ürünlerinin fiyatlarını artırmalarına yol açtı. Ayrıca virüsün yayılım hızının gitgide artması ve özellikle İtalya, İspanya gibi ülkelerin virüsle mücadelede yaşadıkları zorluklar, vatandaşlarımızda panik ve endişeye neden olarak vatandaşların stokçuluğa yönelmesine sebep oldu.  Zar zor geçinebilen, evine ekmek götürme telaşında olan dar gelirli tüketici bir yandan geçim derdiyle uğraşırken diğer yandan da normalde satın alabileceği ürünleri fahiş fiyat artışı ve stokçuluk sebebiyle alamaz oldu. Peki bu ani, kötüniyetli fahiş fiyat artışı ve stokçuluğa karşı tüketici veya aynı sektördeki diğer satıcıların başvurabileceği hukuki bir yol var mı? Devletin bu konu hakkındaki mevcut tutumu ve çalışmaları nelerdir?


Fahiş fiyat artışlarına karşı tüketiciyi korumaya yönelik 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 62. Maddesinde “Haksız ticari uygulamalar” başlığı altında düzenleme mevcuttur. Anılan kanun hükmüne göre; bir ticari uygulamanın mesleki özenin gereklerine uymaması ve ulaştığı ortalama tüketicinin ya da yöneldiği grubun ortalama üyesinin mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozması veya önemli ölçüde bozma ihtimalinin olması durumunda haksız olduğu kabul edilir. Özellikle aldatıcı veya saldırgan nitelikte olan uygulamalar ile yönetmelik ekinde yer alan uygulamalar haksız ticari uygulama olarak kabul edilir. Tüketiciye yönelik haksız ticari uygulamalar yasaktır. Ticari uygulamanın haksız olduğunun iddia edilmesi hâlinde, ticari uygulamada bulunan, bu uygulamasının haksız ticari uygulama olmadığını ispatla yükümlüdür.


Mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamak amacıyla çıkarılan 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 4.maddesi gereğince ; belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır. Bu kapsamda mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi; mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü; mal veya hizmetin arz ya da talep miktarının kontrolü veya bunların piyasa dışında belirlenmesi; rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi; münhasır bayilik hariç olmak üzere, eşit hak, yükümlülük ve edimler için eşit durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması; anlaşmanın niteliği veya ticari teamüllere aykırı olarak, bir mal veya hizmet ile birlikte diğer mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu kılınması veya aracı teşebbüs durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın ya da hizmetin diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da arz edilen bir mal veya hizmetin tekrar arzına ilişkin şartların ileri sürülmesi yasaktır.


Ayrıca 4054 Sayılı Kanunun 6.maddesi gereğince bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanması hukuka aykırı ve yasaktır. Ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler; eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayırımcılık yapılması; bir mal veya hizmetle birlikte, diğer mal veya hizmetin satın alınmasını veya aracı teşebbüsler durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın veya hizmetin, diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da satın alınan bir malın belirli bir fiyatın altında satılmaması gibi tekrar satış halinde alım satım şartlarına ilişkin sınırlamalar getirilmesi; belirli bir piyasadaki hakimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticari avantajlardan yararlanarak başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler ve tüketicinin zararına olarak üretimin, pazarlamanın ya da teknik gelişmenin kısıtlanması hakkın kötüye kullanılmasına örnek oluşturup hukuka aykırı ve yasaktır.


5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Fiyatları etkileme” başlıklı 237.maddesinde “İşçi ücretlerinin veya besin veya malların değerlerinin artıp eksilmesi sonucunu doğurabilecek bir şekilde ve bu maksatla yalan haber veya havadis yayan veya sair hileli yollara başvuran kimseye üç aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası verilir. Fiil sonucu besin veya malların değerleri veya işçi ücretleri artıp eksildiği takdirde ceza üçte biri oranında artırılır. Fail, ruhsatlı simsar veya borsa tellalı ise ceza ayrıca sekizde bir oranında artırılır.” ifadesiyle fahiş fiyat artışlarının TCK kapsamında suç oluşturduğu ve cezai yaptırıma tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Yine 5237 S. TCK’nin Kamuya gerekli şeylerin yokluğuna neden olma başlıklı 238.maddesinde “Taahhüt ettiği işi yerine getirmeyerek, kamu kurum ve kuruluşları veya kamu hizmeti veya genel bir felaketin önlenmesi için zorunlu eşya veya besinlerin ortadan kalkmasına veya önemli ölçüde azalmasına neden olan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası verilir.” ifadesiyle stokçuluğun da cezai yaptırımı olduğu düzenlenmiştir.


Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun MADDE 63/1’de ticari reklamlarda uyulması gereken ilkeleri belirleme ve haksız ticari uygulamalara karşı tüketiciyi korumaya yönelik düzenlemeleri yapma, bu hususlar çerçevesinde inceleme ve gerektiğinde denetim yapma, inceleme ve denetim sonucuna göre durdurma veya aynı yöntemle düzeltme veya idari para cezası veya gerekli görülen hâllerde de üç aya kadar tedbiren durdurma cezası verme hususlarında görevli bir Reklam Kurulu oluşturulacağı hükme bağlanmıştır.

 

25.03.2020 tarihli 295 Sayılı Reklam Kurulu Toplantısı’nda 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 62’nci maddesinde haksız ticari uygulamalar şu şekilde tanımlanmıştır: Bir ticari uygulamanın; mesleki özenin gereklerine uymaması ve ulaştığı ortalama tüketicinin ya da yöneldiği grubun ortalama üyesinin mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozması veya önemli ölçüde bozma ihtimalinin olması durumunda haksız olduğu kabul edilir. Özellikle aldatıcı veya saldırgan nitelikte olan uygulamalar ile yönetmelik ekinde yer alan uygulamalar haksız ticari uygulama olarak kabul edilir. Tüketiciye yönelik haksız ticari uygulamalar yasaktır.


Toplantıda ayrıca bir ticari uygulamanın haksız olarak nitelendirilebilmesi için bu uygulamanın, mesleki özeninin gereklerine uymama ve tüketicinin ekonomik davranış biçimini bozacak bir etkide bulunma şeklindeki iki unsuru bir arada taşıması gerektiği belirtilmiştir. Mesleki özene aykırı eylemler ise haksız rekabete yol açan, tüketicilerin bilgi ve tecrübe eksikliklerinden faydalanmaya çalışan, tüketicileri özellikle satın alacakları malların niteliği ve değeri konusunda yanıltan uygulamalar olarak açıklanmıştır. Malların fiyatlarının etkilenmesi suretiyle tüketicilerin ekonomik davranışlarını bozucu eylemlerin  Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinin Haksız Ticari Uygulama Olarak Kabul Edilen Örnek Uygulamalar başlıklı ekinin 19 uncu maddesinde Girdi maliyeti ve döviz kuru artışı gibi fiyat değişimlerinden etkilenmemesine rağmen bu durumlardan etkileniyormuş gibi hareket ederek tüketiciye sunulan mal veya hizmetin satış fiyatında haklı bir gerekçe olmaksızın artış yapmak.” şeklinde açıklandığı belirtilerek COVID-19 salgını ile birlikte kamuoyunun dikkatinin virüs ve etkileri üzerinde yoğunlaştığı göz önüne alındığında tüketicilerin salgın ile bireysel mücadele kaygısıyla gerek maske, kolonya ve dezenfektan gibi temel ihtiyaç haline gelen tıbbi malzemelere gerekse gıda maddelerine yönelik yoğun bir şekilde talep göstermeleri doğal bir tepki halini aldığını, gösterilen bu talebe karşılık olarak kimi satıcıların fiyatları maliyetlerin ötesinde arttırma yoluna gitmeleri ve bu şekilde arz yönünde rakiplerinin makul fiyatlar ile mal edinmesi ve edindikleri bu malları tüketicilere piyasanın normal işleyişi içerisinde sunmalarını engellediği açıklanmıştır. Bu faaliyetlerin, tüketicilerin özellikle gelirleri ve ileriye dönük harcama beklentileri üzerinde bir baskının bulunduğu bu gibi durumlarda rasyonel bir biçimde fiyatların oluşmasına katkıda bulunmalarının önüne geçtiği açıklanmıştır.

 

Reklam Kurulu’nun 25.03.2020 tarih ve 295 sayılı toplantısında tüketiciler nezdinde anılan ürünlere aşırı talep olması dolayısıyla ürün fiyatlarının yükseldiği dolayısıyla gelecekte temel ihtiyaç haline gelen bu ürünlerin temininin zor ya da aşırı pahalı olabileceği şeklinde intiba uyandırılarak gerek arz zinciri güvenliğini gerekse fiyatlarını olumsuz bir biçimde etkileyecek piyasa bozucu uygulamalarda bulundukları gerekçesiyle, yapılan görüşmeler neticesinde fahiş fiyat artışı yaptığı tespit edilen firma ve şahısların  mesleki özenin gereklerine aykırı olarak COVID-19 salgınının tüketiciler nezdinde yarattığı olumsuz etkiden faydalanmak suretiyle maske, dezenfektan, kolonya, ıslak mendil ve gıda fiyatlarını piyasa mekanizmasının normal işleyişi dışında ve tüketicinin satın alma davranışını olumsuz etkileyecek şekilde arttırmasının 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un; 61 ve 62 inci maddeleri,Ticari Reklam ve Haksız Ticari UygulamalarYönetmeliği’ne aykırı olduğuna ve bu firma ve şahıslara idari para ve anılan reklamları durdurma cezaları verilmesine karar verilmiştir.

 

17 Nisan 2020 tarihinde Resmî Gazete ’de yayımlanan 7244 Sayılı Yeni Koronavirüs (Covıd-19) Salgınının Ekonomik Ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 14. Maddesiyle Fahiş fiyat artışı ve stokçuluğun önüne geçilebilmesi için 6585 Sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a yeni eklemeler yapıldı. Üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından bir mal veya hizmetin satış fiyatında fahiş artış yapılamayacağı; üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından piyasada darlık yaratıcı, piyasa dengesini ve serbest rekabeti bozucu faaliyetler ile tüketicinin mallara ulaşmasını engelleyici faaliyetlerde bulunulamayacağı ve bu işletmelerin fahiş fiyat artışı ve stokçuluk uygulamalarına yönelik düzenlemeler yapmak, gerektiğinde denetim ve incelemelerde bulunarak idari para cezası uygulamak ve her türlü tedbiri almak amacıyla Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu oluşturulacağı düzenlendi.                          

                                                                                                                                                                         Av. Sümeyye Apaydın