KORONAVİRÜS VE KİRA SÖZLEŞMELERİ
Koronavirüs
Salgını Sebebiyle Alınan Önlemler Kapsamında, Geçici Süreyle İş Yerlerindeki
Faaliyetleri Günün Belirli Saatlerinde Gerçekleştirilecek Şekilde
Sınırlandırılan veya Tamamen Durdurulan İş Yeri Sahibi Kiracılar Kira
Sözleşmelerinde Uyarlama veya Kira Bedelinde İndirim Talep Edebilir Mi?
İş yeri sahibi
kiracıların kira sözleşmelerinde uyarlama veya kira bedelinde indirim talep
edip edemeyecekleri değerlendirilirken ilk dikkat edilmesi gereken husus, sahip
oldukları kira sözleşmesi metnidir. Kira sözleşmesi metni içerisinde olağanüstü
hallerde uyarlamanın ne şekilde olacağına dair herhangi bir hüküm olmaması
durumunda, her ne kadar akla öncelikli olarak hukukumuzda kabul edilmiş
sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesi gelmekte ise de, 6098 sayılı Türk
Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 138. maddesinde, aşırı ifa
güçlüğüne ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. Bu madde, öngörülemeyen ve
borçludan kaynaklanmayan bir beklenmeyen hal nedeniyle sözleşmenin dürüstlük
kuralına aykırı hale gelmesi durumunda sözleşmenin, borçlunun talebi üzerine
mahkemece yeni koşullara uyarlanarak taraflarca katlanılabilir hale
getirilmesini düzenlemektedir.
TBK’nın bahse konu
138. maddesi, “Sözleşmenin
yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen
olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve
sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini
dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve
borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden
doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin
yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden
dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme
hakkının yerine fesih hakkını kullanır.” hükmünü haizdir. Bu hüküm göz
önünde bulundurulduğunda, Koronavirüs salgının her bir sözleşme ve şartlar
dahilinde ayrı ayrı değerlendirilerek beklenmeyen hal olarak nitelendirilebilme
olasılığı söz konusu olabilecektir.
Koronavirüs salgının,
kiracıyı yukarıda belirtilen maddede belirtilen düzeyde etkilemesi (sözleşme ve
şartlar dahilinde beklenmeyen hal olarak kabul edilebilecek etkiyi yaratmış
olması) ve kiracının kira borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde
güçleşmesinden doğan hakkını saklı tutarak yani ihtirazi kayıt ile ifa etmiş
olması durumunda kiracı, kiraya verenden kira bedelinin uyarlanmasını talep
edebilecektir. Taraflar bu durumda söz konusu uyarlamayı dürüstlük kuralına uygun
olacak şekilde, yeni koşullara göre uyarlayabilecek ve bunu kira sözleşmelerine
ek bir protokol ile kayıt altına alabilecektir. Kiraya verenin kira sözleşmesi
kapsamında herhangi bir bedel indirimi veya uyarlamaya mutabık olmaması
durumunda, kiracı yukarıda belirtilen koşulların gerçekleşmiş olup olmadığını
değerlendirerek, bu talebiyle mahkemeye başvurabilecektir.
Son olarak, bu hakkın
kullanımı açısından, beklenmeyen hal durumunun, ne kadar süredir devam etmekte
olduğunun ve kiracıya ne ölçüde etki ettiğinin mahkemelerce
değerlendirilebileceğini hatırlatmak isteriz. Yani, hükmün uygulanabilirliği
her bir sözleşme ve sözleşme tarafları özelinde farklılık gösterebilecektir.
Ayrıca, yine yukarıda belirtilmiş olan TBK’nın 138. maddesi göz önünde
bulundurularak, kira bedelinin uyarlamasının mümkün olmadığı durumlarda, kira
sözleşmelerinin mahkemeye başvurularak kiracı tarafından feshedilebilmesi
ihtimali düşünülebilecektir.
Koronavirüs
Salgını Sebebiyle Alınan Önlemler Kapsamında, Geçici Süreyle İş Yerlerindeki
Faaliyetleri Günün Belirli Saatlerinde Gerçekleştirilecek Şekilde
Sınırlandırılan veya Tamamen Durdurulan İş Yeri Sahibi Kiracılar Kira
Sözleşmelerini Doğrudan Feshedebilir Mi?
Kira
Sözleşmelerinde Mücbir Sebebe İlişkin Bir Düzenleme Bulunuyorsa;
Öncelikle, kira
sözleşmesi gözden geçirilmeli ve sözleşme içerisinde mücbir sebebe ilişkin bir
düzenlemenin olup olmadığı kontrol edilmelidir. Mücbir sebep, sözleşmeler
içerisinde genellikle ilgili sözleşmenin imzalanması sırasında söz konusu
olmayan ancak sonradan ortaya çıkan, öngörülemeyen ve etkilendiğini iddia eden
sözleşme tarafının (veya tüm tarafların) yükümlülüklerinin ifasını tamamen veya
kısmen engelleyen, taraflar gereken özeni gösterse dahi kaçınılamayan; savaş,
yangın, anarşi, terör, doğal afetler, salgın hastalıklar vb. tarafların
kontrolü haricinde meydana gelen olaylar olarak belirtilmektedir. Bu kapsamda,
kira sözleşmesi içerisinde, sözleşmede yer alan mücbir sebep hallerinin
sözleşmede yazılı belirli bir süre boyunca (Örneğin; 30 gün) devam ettiği
durumda, tarafların sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerinin bu süre boyunca
askıda kalacağı, ancak söz konusu mücbir sebep hallerinin ilgili süreden sonra
da devam etmesi durumunda fesih hakkı tanınacağına ilişkin bir düzenleme yer
alıyorsa, kiraya veren kira sözleşmesi içerisinde yer alan söz konusu
düzenlemeye dayanarak kira sözleşmesini ilgili düzenlemedeki prosedüre uygun
hareket etmek vasıtasıyla uygun şekilde sonlandırabilecektir.
Kira
Sözleşmesinde Mücbir Sebebe İlişkin Bir Düzenleme Bulunmuyorsa;
Kira sözleşmesi
içerisinde mücbir sebebe ilişkin bir düzenlemenin yer almaması durumunda
kiracı, yine de sözleşmeyi feshetmek istiyorsa, durumunun TBK’nın 331. maddesi
kapsamındaki Olağanüstü Fesih hali kapsamında girip girmediğini göz önünde bulundurarak
bu hükme dayanmayı değerlendirebilecektir (Bu hüküm her ne kadar 1.07.2020
tarihine kadar uygulanmayacak hükümlerden olsa da 818 sayılı Mülga Borçlar
Kanunu’nun 264. maddesinde karşılığı bulunduğundan, yazımız içinde yer
vermekteyiz.). Zira, TBK’nın 331. maddesi, “Taraflardan her biri, kira
ilişkisinin devamını kendisi için çekilmez hâle getiren önemli sebeplerin
varlığı durumunda, sözleşmeyi yasal fesih bildirim süresine uyarak her zaman
feshedebilir. Hâkim, durum ve koşulları göz önünde tutarak, olağanüstü fesih
bildiriminin parasal sonuçlarını karara bağlar.” hükmünü
haizdir.
Ancak önemle
belirtmek isteriz ki, kiracı bu şekilde sözleşmeyi feshedecek ise
belirttiği hususların bir süredir devam etmekte ve gerçekçi ve kanıtlanabilir
olup olmadığını göz önünde bulundurmalıdır. Örneğin kiracı; salgın hastalık
sebebiyle müşterilerinin azaldığını, gereken ürünleri tedarik edememesi
sebebiyle işlerinin durduğunu/oldukça azaldığını, cirosunun büyük ölçüde
düştüğünü ve bu durumun bir süredir devam etmekte olduğunu vb. bu sebeplerle
kira sözleşmesinin devamının kendisi için çekilmez hale geldiğini ispat
edebilecek ise bu yolu değerlendirmelidir. Zira, konunun kira sözleşmesinin
karşı tarafınca mahkemeler nezdinde bir uyuşmazlığa dönüştürülmesi ve mahkemelerce
etkilerin başka türlü tespit edilmesi halinde, gerçekleştirmiş olduğu fesih
sebebiyle tazminat ödemek durumunda kalabilecektir.
Taşınmazını
İş Yeri Olarak Kiraya Veren Mal Sahipleri, Koronavirüs Salgını Süresince
Kiracının Kira Bedelini Ödememesi Sebebiyle Kira Sözleşmesini Feshederek
Kiracıyı Tahliye Edebilir mi?
Bilindiği üzere
hükümet, Koronavirüs salgınının yarattığı olumsuz etkileri en aza indirmek ve
vatandaşları bu etkilerden korumak adına birtakım adımlar atmış ve atmaya da
devam etmektedir. Bu kapsamda, 26.03.2020 tarih ve 31080 Mükerrer Sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanan 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun’un iş yeri kiralarına ilişkin geçici 2. maddesine değinmek gerekir. Geçici
2. madde “1/3/2020 tarihinden 30/6/2020 tarihine kadar işleyecek iş yeri kira
bedelinin ödenememesi, kira sözleşmesinin feshi ve tahliye sebebi
oluşturmaz.” hükmünü haizdir.
Önemle belirtmek
gerekir ki, söz konusu düzenleme her ne kadar lafzı sebebiyle farklı şekilde
yorumlanmaya müsait olsa da, kiracının belirtilen tarihlerde kira bedelini
ödeme yükümlülüğü ortadan kalkmamaktadır. Kiracı, 1/3/2020 tarihinden 30/6/2020
tarihine kadar işleyecek iş yeri kira bedellerini de ödemekle yükümlü olmaya
devam edecek ve söz konusu bedelleri ödememesi durumunda temerrüde düşmüş
olacaktır. Ancak; söz konusu düzenleme ile ifade edilmek istenen, kiracı
tarafından belirtilen tarihlere ait kira bedellerinin ödenemediği durumlarda
kiraya verenin kira bedelinin ödenememesi sebebiyle kira sözleşmesini feshetme
ve kiracıyı tahliye etme hakkının ortadan kaldırıldığıdır.
Dolayısıyla, geçici
2. madde çerçevesindeki düzenleme ile TBK’da “Kiracının Temerrüdü” başlığı
altında 315. maddede düzenlenerek kiraya verene tanınan kira sözleşmesini fesih
hakkının, yukarıda belirtilen tarihlere ait kira bedellerinin kiracı tarafından
ödenmemesi durumunda kullanılamayacağı anlaşılmaktadır. Detay vermek adına,
TBK’nın 315. maddesinde, kiracının muaccel olan kira bedelini veya yan gideri
ödeme borcunu ifa etmemesi üzerine kiraya veren tarafından konut ve çatılı iş
yerleri için otuz gün olacak şekilde kiracıya verilen süre içerisinde kiracı
tarafından kira borcunun ifa edilmemesi durumunda, kiraya veren tarafından
sözleşmenin feshedilebileceği düzenlenmiştir.
Yukarıda kiracının
haklarına ilişkin açıklamalarımızın bulunduğu TBK’nın 331. maddesi kapsamında
düzenlenen olağanüstü sebeplerle fesih hakkının da kiraya veren tarafından
belirtilen tarihlere ait kira bedellerinin ödenememesi sebebiyle
kullanılamayacağı söylenebilecektir.
İlaveten, TBK’da
kiracıdan kaynaklanan sebeplerle kira sözleşmesinin sona ermesinin düzenlendiği
352/2. maddenin de geçici 2. maddede belirtilen tarihlere ait kira bedellerinin
kiracı tarafından ödenmemiş olması sebebiyle iki haklı ihtar yapıldığı öne
sürülerek kullanılması ve kiracının kiraya verilen taşınmazdan tahliye
edilmesinin mümkün olamayacağı da söylenebilecektir. TBK’nın bahse konu 352.
maddesinin 2. fıkrası, “Kiracı, bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde
kira süresi içinde; bir yıl ve daha uzun süreli kira sözleşmelerinde ise bir
kira yılı veya bir kira yılını aşan süre içinde kira bedelini ödemediği için
kendisine yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulmasına sebep olmuşsa kiraya
veren, kira süresinin ve bir yıldan uzun süreli kiralarda ihtarların yapıldığı
kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde, dava yoluyla kira
sözleşmesini sona erdirebilir.” hükmünü haizdir.
TÜM İHTİMALLER İÇİN BELİRTMEK İSTERİZ Kİ;
Koronavirüs salgınının küresel çapta hızla devam etmesinin insan sağlığına ve işlerin olağan akışında devam edememesi dolayısıyla ekonomiye büyük etkisi olduğu ve maalesef bu etkilerin bir süre daha devam edeceği gözükmektedir. Bu sebeple, tarafların bu hassas dönemde mahkemeye taşınacak bir uyuşmazlığa sebebiyet verebilecek hareketlerden kaçınmasının ve salgının yarattığı sorunları mümkün olduğunca sağduyu, iyi niyet ve karşılıklı müzakere yoluyla çözmesinin (mevcut kira sözleşmelerine yapacakları bir ek protokol vb. anlaşma ile) daha yapıcı, hızlı ve etkili bir çözüm yolu olabileceği değerlendirilebilecektir.


